Published Articles

Joint Diseases & Related Surgery

Vol 30 • No 2 • 2019: 143-148
« Go Back
Clinical, radiological and patient-reported outcomes in intra-articular calcaneal fractures: Comparison of conservative and surgical treatment
Eklem içi kalkaneus kırıklarında klinik, radyolojik ve hasta raporlu sonuçlar: Konservatif ve cerrahi tedavinin karşılaştırılması

Ahmet Aslan1, Serdar Sargın2, Anıl Gülcü1, Mehmet Nuri Konya3
1Department of Orthopedics and Traumatology, Alanya Alaaddin Keykubat University, Faculty of Medicine, Antalya, Turkey

2Department of Orthopedics and Traumatology, Balıkesir University Faculty of Medicine, Balıkesir, Turkey

3Department of Orthopedics and Traumatology, Afyon Health Science University Faculty of Medicine, Afyonkarahisar, Turkey

Objectives: This study aims to compare the radiological, clinical and patient-reported outcomes of patients with intra-articular calcaneus fractures treated conservatively or surgically.
Patients and methods: Fifty-four patients (30 males, 24 females; mean age 41.0 years; range, 18 to 73 years) treated due to calcaneus fracture were included in the study. Twenty-nine patients underwent conservative treatment (group 1) and 25 patients underwent surgical treatment (group 2). The fractures were classified according to Sanders. At the final follow-up, patients’ Bohler’s angle, The American Orthopedic Foot and Ankle Society (AOFAS) Ankle-Hindfoot Score and Foot Function Index (FFI) were used to evaluate their radiological, clinical and patient-reported outcomes. Postoperative complications were also noted.
Results: The fracture was at the right foot in 28 patients and the left foot in 26 patients. The mean follow-up duration was 41.1±23.2 months (range, 24 to 126 months). No statistically significant differences were found between the groups in terms of gender, fracture side, mean age, or follow-up duration (p=0.951, p=0.571, p=0.326, and p=0.620, respectively). According to Sanders classification, 18 patients were type 2 and 11 patients were type 3 in group 1, while 11 patients were type 2 and 14 patients were type 3 in group 2. However, there was no statistically significant difference between the groups in terms of the type of the fracture (p=0.184). On the other hand, the outcomes were significantly better for group 2 compared to group 1 in terms of the Bohler’s angle, AOFAS and FFI scores (p=0.004, p=0.003 and p=0.006, respectively). In group 1, subtalar arthritis developed in three patients. In group 2, wound healing problems and superficial infection developed in three patients, while subtalar arthritis developed in two patients.
Conclusion: Surgical treatment is more effective in intra-articular calcaneus fractures compared to conservative treatment according to clinical, radiological and patient-reported outcomes. In addition, wound problems should be considered in surgical management.

Key words: Bohler’s angle, intra-articular calcaneus fracture, patient-reported outcomes, Sanders classification, subtalar arthritis, surgical treatment.

Amaç: Bu çalışmada konservatif veya cerrahi olarak tedavi edilen eklem içi kalkaneus kırıklı hastaların radyolojik, klinik ve hasta raporlu sonuçları karşılaştırıldı.
Hastalar ve yöntemler: Çalışmaya kalkaneus kırığı nedeni ile tedavi edilen 54 hasta (30 erkek, 24 kadın; ort. yaş 41.0 yıl; dağılım, 18-73 yıl) dahil edildi. Yirmi dokuz hastaya konservatif tedavi (grup 1) ve 25 hastaya cerrahi tedavi (grup 2) uygulandı. Kırıklar Sanders’e göre sınıflandırıldı. Son takipte hastaların radyolojik, klinik ve hasta raporlu sonuçlarını değerlendirmek için Bohler açısı, Amerikan Ortopedik Ayak-Ayak Bileği Derneği (AOFAS) Ayak Bileği ve Arka Ayak Skoru ve Ayak Fonksiyon İndeksi (AFİ) kullanıldı. Ameliyat sonrası komplikasyonlar da kaydedildi.
Bulgular: Yirmi sekiz hastada kırık sağ ayakta ve 26 hastada sol ayakta idi. Ortalama takip süresi 41.1±23.2 ay (dağılım, 24-126 ay) idi. Gruplar arasında cinsiyet, kırık tarafı, ortalama yaş ve takip süresi bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı (sırasıyla, p=0.951, p=0.571, p=0.326 ve p=0.620). Sanders sınıflandırmasına göre, grup 1’de 18 hasta tip 2 ve 11 hasta tip 3 iken grup 2’de 11 hasta tip 2 ve 14 hasta tip 3 idi. Ancak gruplar arasında kırık tipi açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktu (p=0.184). Diğer yandan; Bohler açısı, AOFAS ve AFİ skorları bakımından sonuçlar grup 2 için grup 1’e kıyasla anlamlı olarak daha iyi idi (sırasıyla, p=0.004, p=0.003 ve p=0.006). Grup 1’de üç hastada subtalar artrit gelişti. Grup 2’de üç hastada yara iyileşme sorunları ve yüzeyel enfeksiyon gelişirken iki hastada subtalar a rtrit gelişti.
Sonuç: Klinik, radyolojik ve hasta raporlu sonuçlara göre eklem içi kalkaneus kırıklarında cerrahi tedavi konservatif tedaviye kıyasla daha etkilidir. Bununla birlikte, cerrahi tedavide yara sorunlarına dikkat edilmelidir.

Anahtar kelimeler: Bohler açısı, eklem içi kalkaneus kırığı, hasta raporlu sonuçlar, Sanders sınıflandırması, subtalar artrit, cerrahi tedavi.

Aslan A, Sargın S, Gülcü A, Konya M N. Clinical, radiological and patient-reported outcomes in intra-articular calcaneal fractures: Comparison of conservative and surgical treatment. Joint Dis Rel Surg 2019; 30(2):143-148